Şu zamanda en sevmediğim şeylerden biri Komplo Teorisi üretmektir, üretenlerin tartışmaları daha da bir iğrenç. Biz tabi severiz hem üretmeyi hem de k.çımızdan uydurduklarımız üzerine bir dünya inşa etmeyi ! O yüzden öncelikle diyeceğim bunlar komplo teorisi değildir, elbet özellikle ve birileri tarafından yapılıyor olabileceği gibi bir takım kendini, benliğini, değerlerini unutmuş dalaylamalar tarafından yapılıyor olabilir. Konuya gelelim.
Bu dizi furyasının bir takım faydaları elbette var olmakla birlikte maalesef zararları faydalarını solda sıfır bırakıyor artık. Kısaca bu iş çığırından çıkmıştır. Önceleri herkes sevmişti dizileri, daha düzgündüler. Sinema-TVci arkadaşlar daha güzel anlatabilir tabi. Kastettiğim diziler "BİZİMKİLER", "SÜPER BABA", "EKMEK TEKNESİ" gibi. (Buralarda mecburen genelleme yapılacak) Bunlarda günlük hayata fazlasıyla bulaşılır, dizi akar haa akardı. Sıkılmazdın, çünkü işte seninki gibi hayatlardı anlatılan. Bunlarda fantastik hikayeler yok gibi birşeydi. Tabii buradaki öz; onlar-bunlar, eski-yeni karşılaştırması değil. İyi, güzel ve naif dizilerin pek tabii yapılabileceği ve reyting denen canavarın g.tünü havalarda gezdirebileceği.
Günümüz dizilerini izlerken hep bir sıradan olmayan, pek değişik, kötü, uç, extraordineeeer olay yaratma çabası, kasıntısı hissediyorsunuz. Sanki böyle herkesin ilgisini çekebilecek türden bir olay koymazsa izlenmeyecekmiş gibi. Bu bir sonu alınmaz gidişat. Bana öyle geliyor ki, devam edilirse süreleri 4 saati bulan, karakterlerin başlarına 5 dk.da bir kötü olayın geldiği, acaip tesadüflerin yaşandığı ve nerede Mallama var onların doluştuğu, içinden çıkılmaz masal bocalamaları meydana gelecek.
(Mallama: Hem parası olduğu halde sefil bir hayat yaşayan, tatminsiz, aciz, ezik (Evet en iyisi bu oldu EZİK) olacak şekilde Dallama, hem de; gözünün önündeki gerçeği (tabi senaristlerin o muhteşem zekalarının ürünü garip tesadüf etmemeler sayesinde biraz da) gözüne sokulduğu halde 50 bölümde göremeyen SALAK analamına geliyor)
Geçen gün sevgili
élla bir dizide (Melekler Korusun) yapılan büyük bir hakareti yazdı. Ben de şu an gündemde olan ve çok izlenen EZEL ve AŞK-I MEMNU dizilerinden ve etkilerinden bahsedeceğim.

- EZEL ile başlayalım. Oyuncuların maaşallahı var. Kurgu da çok iyi diyecem ama Telegol klasiği "Yok artık Ali Sami" lafını edemeden geçemiyorum. Hayal gücü iyi çalışmış. Yanlız bu kadar da olur mu kardeşim. 3 kanka sırt sırta yaşıyolar. Üçlünün iyi yürekli idol adamı aşk meşk olaylarına giriyor. O da peri masalı gibi. Sonra nooluyor da 2 kanki, 1 hayata bizim esas oğlanla bağlanan hatun, 1 de hatunun kötü babası bir araya gelip hadi şu dünya iyisi adamı iyi bi becerelim diyorlar. Çocuğun ansından emdiği sütü burnundan getiriyorlar, üstüne işledikleri cinayeti ve yaptıkları yıkıp müebbete mahkum ettiriyorlar. Yok artık yok artık yok artık. Tabi olay sadece burada başlıyor. Bizim elemanı içerde mahvediyorlar, sonra Türkiyeye malolmuş Dayımız ortaya çıkıyor ve elemanı değişik bir peri masalına çekiyor, yetiştiriyor falan filan. Çocuk intikam alacak, tabii çok uç olaylar var, yazmakla bitmez. Sıkıldım zaten. Bir de -Face Off- vari bir olay var, o da beni benden aldı. İntikam başlıyor tabi ağırdan ağırdan, yıllara yayılan bir şekilde. Bize batan noktaları sıralayalım şimdi... Toplumu hayal alemine sürüklemek. (Normal şekilde görülebilecek, izlenebilecek, başedilebilecek bir mevzu imiş gibi aktarılması). Kötüyü iyi göstermek.(Misal Ramiz Dayı, adam mafyanın önde gideni, kumarın babası, bir sürü kötülüğü var ama millet ağzını gere gere onun laflarını konuşup, dayı havalarına giriyor.) İntikam almanın normal, nasıl aldığının da önemli olmadığı belirtiliyor. (İntikamı için bir sürü masum ölüyor, gene masum bir hatunun kalbi paramparça ediliyor, kullanılıyor.) Silah, kumar gibi uzak durulması gereken şeylerin de normal ve hatta güzel gösterilmesi.

- ve AŞK-I MEMNU. YAPRAK DÖKÜMÜ'nün iki ileri versiyonu. Görkem, şatafat, aşk, ihtiras, cinsellik, salaklık, sınıf ayrımı... Yukarıda ezelde saydıklarımızdan burada da bol bol var. Onlara tekrar değinmeden en göze batan mevzusuna gelecek olursak o da aile içinde dehşetenciz pisliklerin dönmesi. Kısaca bir hatunun kocasını defalarca hem de onun yeğeniyle aldatması. Bunun da hayatımızda rahatlıkla olabilecek bir aşk meselesi olduğu gibi işlenmesi çok büyük bir küfürdür.
Aşık oldun mu herşey mübah ooooohhhh, başka bir arzunuz? Nerde yapılmaması gereken şey varsa yükle aşkın sırtına kabul görür, mazur görülür, affedilir, pardooon ortada affedilecek birşey mi var?!!! Hadi bunu yaşını başını almış insanların izlemesi neyse, yeri gelir iyi bile gelir insana, dersler çıkarır. Ama durumumuz öyle mi? Bütün aile geçiyor ekranın karşısına çoluk çocukla beraber, bakalım bu bölümde kim kimi nasıl düdükleyecek. İnsaf edin ey yapımcılar, senaristler, yayıncılar. En önemlisi ey aileler, yapmayın, etmeyin, genç masumlara kıymayın, gelecekte gençlerimizin vatana, millete önce de sana hayrı dokunur mu bunları izlerseler. Yarın aklı karışık bi bebenin güzel bir yengesine kolaylıkla ve kendini yalandan bir aşkla ikna ederek göz koymasıyla karşılaşırsak ne hissedeceğiz, nasıl davranacağız.