11 Haziran 2010 Cuma

Ali Rıza Binboğa vs Ayça Şen



Biraz önce bir arkadaşın maili yüzünden gülmemi tutamayıp işte huzursuzluk yarattım. Konu Ali Rıza Binboğa. Cidden değişik bir adam. Ben fazla yorum yapmadan sevgili ve pek muhterem Başkanımız Ayça Şen'in 2 yazısını koyuyorum buraya, geçmeyin, mutlaka okuyun, gülme garantili :)

Konu şu aslında,-herşeyi geçerek sözlere ulaşmak. En yeni şarkısından alın size sözler;

2006 - Hürriyet



Son 10 yıldan beri de albüm çıkarmayan Binboğa; üç haftadır piyasada olan yeni çalışmasında yer alan 'Ver Dudağını Al Dilini' adlı şarkısının sözleriyle de herkesi şaşırttı.



İŞTE TARTIŞILAN SÖZLER

Tut elini çek belini
Uçuram seni incitme beni
Al eline hal hal
Saz gibi çal beni, söz gibi yaz beni,
dağ gibi gez beni
Ver bedenini, al balımı
Tut elini çek belimi
Seveyim seni, incitme beni...



Ayça Şen Ali Rıza Binboğa başbakan olsun!

08/07/2006 (2948 defa okundu)

Ayça Şen

Korkunç bir hafta geçirdim. Bir kere, radyo programıma gelen Ali Rıza Binboğa krizini henüz atlatabildim. 'Ver dudağını, al dilimi' sözlü şarkısı değildi beni tarumar eden; albüm kapağında yazdığı 'ödev' bölümü darmadağın etti esas. Mustafa Kemal Marşı'nı torunlarımıza öğretmemiz gerektiğini, bu marşın nesillerden nesillere geçirilmesini ödev vermişti albümün giriş bölümündeki yazısında. Marşın aklımda kalan sözleri şöyle: 'Mustafa Kemal, Mustafa Kemal, dat dara dat dara dat dat' ve bunu ağzıyla söylemişti. 'Dat dara dat'ları da ağzıyla söylemişti. Ve buna da inanıyordu. Bu bana büyük bir ders oldu. Şöyle: Bir insan yaptığı bir şeye nasıl bu kadar inanabilir, nasıl bu kadar kendine güvenebilir...
Ben de şuursuzumdur. Ama bununla gurur duymam. Beş arkadaşımla konuştum, onlar da şuursuzmuşlar ve bununla gurur duymuyorlar. Siz de belki şuursuzsunuzdur ve gurur duymuyorsunuzdur. İnsan yaptığı bir işe nasıl bu kadar inanabilir, nasıl bu kadar güvenebilir, hal böyle olunca insan kendini nasıl geliştirir; güvenmeyenler de geliştirmiyor gerçi ama, dediğim gibi, şaştım da kaldım.
Sanatçıların çoğunda, yaptığı işlere duydukları şuursuzca özgüven bir süredir dikkatimi çekiyor. "Çok güzel oldu, çok yeni, şu kadar harika, bu kadar nefis..." diyebiliyorlar mesela. Ama Ali Rıza Binboğa hakikaten bambaşka. Yani onun dev heykelleri yapılıp şehrin muhtelif yerlerine kondurulmalı. Albüm kapağına yazdığı ödev ibreti âlem olmalı, nesilden nesile bu ödev okullarda okutulmalı, ona televizyon programları yaptırılmalı, gençliğinde devrimciymiş de, bir parti başkanlığı verilmeli, başbakan yapılmalı, cumhurbaşkanı olmalı, Radikal onu yazı dizisi yapmalı, doktorlara Ali Rıza Binboğa'nın sırrı sorulmalı ve hepimiz bir tımarhaneye kapatılmalıyız. Hastane koridorlarında onun şarkılarını söylemeliyiz. Doktorlar da delireceği için hastane kapıları açılmalı, herkes sokaklarda yaşamalı, evlerinde oturmalı, sonra Ali Rıza Binboğa tekrar albüm yapmalı ve aynı şeyler tekrar yaşanıp bizler tekrar tımarhaneye yatırılıp hep birlikte tekrar kendi evlerimize çıkıp sokaklarda yaşamalıyız. Belki yetmişlerde bu böyle oldu ve tekrar hastaneye kapatılma vaktimiz geldi.
Cuma günü Ali Rıza Binboğa programa konuk oldu, hayatım değişti. Sinirlerim boşaldı, adamın yüzüne baka baka nefesim kesilerek gülme krizine girdim ve mikserin üzerine kapanmış Mustafa Kemal marşında sinirlerim bozulmuş zırıl zırıl ağlarken Ali Rıza Binboğa bana dönüp "Bu gerçekten hüzünlü bir marş; tepkinizi anlıyorum" dedi.
"Mustafa Kemal, Mustafa Kemal, dat dara dat dara dat dat..."
Delirme hissini o gün orada koyverip gitmiş gülerken yaşadım. Sosyal yükümlülüklerim istifa etmiş, mantığım mantıksızlığın önünde saygıyla eğilmiş, gülmek ağlamaya yenilmiş, olmaması gereken bir yerde olmaması gereken bir şeyi istemsizce yapmış ve bundan bir an bile utanmamıştım. Şuurum tamamen kaybolmuştu.
Bu tip krizlerin arkasından duygusal çöküşler yaşarım, bunu da yaşamış, gelecekte yapacaklarım sırıtarak kötü bir niyetle bana bakmıştı. Ne yaparsan yap mutlaka başına geliyor insanın çünkü. Kendimi bilim kurgu bir sanrıyla yaşlanmış, Memo ve arkadaşlarının yanında, hem de Memo elebaşı olmuş, beni bir halkanın arasına almış dalga geçerlerken yakaladım. Biraz içim buruldu ama çok da bozulmadım.
Ya, durup durup düşünüyorum, Ali Rıza Binboğa hakikaten muazzam bir insan yaa. Onun bir de 'Yarınlar' diye bir çocuk yuvası var ve o yuvada çocuklara bu Mustafa Kemal marşını çalıyorlarmış ve çocuklar da tek sıra olup o marşla yürüyorlarmış. Seneye Memo'yu o yuvaya vermeyi ve ilk, orta ve yüksek öğrenimini o yuvada tamamlamasını istiyorum. Hatta ben de işi bırakıp tam gün o yuvaya öğrenci olarak girmeyi düşünüyorum. Mükemmel bir yuva olduğuna hiç şüphe yok diyor ve yazımızı marşımızın en güzel bölümüyle bitiriyoruz: Dat dara dat dara dat dara dat...



Sonra da ikinci yazı;

TEKZİP CEVAP VE DÜZELTME

04/11/2006 (2299 defa okundu)

Ayça Şen

Ali Rıza Binboğa Başbakan Olsun!
Ayça Şen'in 08.07.2006 tarihli yazısında müvekkil Ali Rıza Binboğa ve yeni albümü hakkında aşağılayıcı ve küçük düşürücü söylemlerde bulunmuştur.
Şöyle ki; Ali Rıza Binboğa'nın şuursuz bir kişi olduğunu ve şuursuzluğundan gurur duyduğunu, insanları şarkıları ile delirttiğini iddia eden Ayça Şen, müvekkilim Ali Rıza Binboğa'yı aşağılamış ve küçük düşürmüştür.
Öte yandan, müvekkil Ali Rıza Binboğa'nın albümünün kapağında yer alan yazı ile alay etmiş, albüm kapağındaki ev ödeviyle ilgisi olmayan söylemlerde bulunmuştur.
Hâlbuki müvekkil Ali Rıza Binboğa; albüm kapağında "Senin şarkılarınla büyüdük." diyen hayranlarına "Peki öyleyse, çocuklarınız ve torunlarınız da yeni şarkılarımla büyüsün ve bu da sizin ev ödeviniz olsun." diyerek şakacı bir zihniyetle hoşluk yaratmak istemiştir. Ve zaten müvekkil Ali Rıza Binboğa'nın kapaktaki sunuş yazısında yer alan; "Şaka bir yana ben bu şarkıları çok sevdim, siz de seversiniz sanıyorum. Tıpkı 'Yarınlar Bizim', 'İlköğretmen' ve 'Baharım Sensin'," gibi ifadelerinden bu durum açıkça anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla Ayça Şen'in yazısında yazılanlar tamamıyla Ayça Şen'in abartmasıdır.
Diğer yandan, Ayça Şen'in iddia ettiği gibi "Mustafa Kemal, Mustafa Kemal dat dara dat daraÖ" diye bir şarkı sözü de yoktur.
Müvekkil Ali Rıza Binboğa, Mustafa Kemal Marşını neden yazdığını belirtirken; "Türk Gençliği'nin Ata'sının izinde olduğunu her fırsatta belirtmeye ihtiyacı vardır. Çünkü bu Cumhuriyet, Ata'sı tarafından onlara "EY TÜRK GENÇLİĞİ.." hitabıyla başlayan söylemiyle emanet edilmiştir. Her fırsatta bu emanetin bekçisi olduklarını belirtmeleri hiç unutmamaları gerektiğini" anlatmıştır.
Oysa Ayça Şen'in yazdıklarından, sanki müvekkil Ali Rıza Binboğa Mustafa Kemal ile alay ediliyormuş gibi bir anlam çıkıyor ki bu tamamen iftiradır.
Ayrıca Ayça Şen, müvekkil Ali Rıza Binboğa'nın 70'lerde yaptığı albümlerle insanlarımızın tımarhaneye kapatıldığını iddia ederek müvekkili küçük düşürmüş, müvekkilin yeni albümü hakkında da; "insanların yeniden tımarhaneye kapatılma vakitleri geldi." diyerek müvekkile büyük haksızlık yapmıştır. Oysa müvekkil Ali Rıza Binboğa'nın; "Yarınlar Bizim", "İlköğretmen" vs. gibi albümleri yıllardır unutulmamış, insanlarımıza moral kaynağı olmuştur.
Ayça Şen, yazı içeriği ile hiç ilgili olmamasına rağmen; "O'nun bir de Yarınlar diye bir çocuk yuvası var, ve o yuvada çocuklara bu Mustafa Kemal Marşı'nı çalıyorlarmış ve çocuklar da tek sıra olup bu marşla yürüyorlarmış. Seneye Memo'yu o yuvaya vermeyi, ilk, orta ve yüksek öğrenimini o yuvada tamamlamasını istiyorum. Hatta ben de işi bırakıp tam gün o yuvaya öğrenci olarak girmeyi düşünüyorum, dat dara dat dara.." diyerek müvekkil Ali Rıza Binboğa'nın eşine ait anaokulunu ne yaptığını bilmeyen bir okul olarak niteleyip tamamen itibarına gölge düşürmüştür. Oysa müvekkilin eşine ait bu yuva yıllardır itibarlı ve alanında en iyi eğitimi veren yuvalardan biri olarak faaliyetine devam etmektedir.
Yazar Ayça Şen, ne maksatla kaleme aldığı belli olmayan bu yazı ile değerli bir insanı ve sanatçıyı üzmüştür. Ayça Şen, müvekkil Ali Rıza Binboğa'dan defalarca özür dilese incittiği sanatçı kalbini tamir edebilmesi mümkün değildir. Ayça Şen tarafından kaleme alınan, müvekkil Ali Rıza Binboğa hakkında aşağılayıcı, onur kırıcı, toplum önünde küçük düşürücü, gazetecilikle, basın ilkeleri ve ahlakı ile ilgisi olmayan ve daha da önemlisi suç teşkil eden ifadeler kullanılan bu yazı hakkında hukuk yoluyla mücadele edilecek, suç duyurusunda bulunulacaktır.
Ali Rıza Binboğa Adına Vekili
Av. Ajda Bilgehan

2 yorum:

éLLa dedi ki...

hahaha gecmis zamanin Ajdar'i :)

simdi anliyorum Ajdar'in ilham kaynaginin kim oldugunu. yalniz var ya o sarki sözlerini ben daha hic duymamistim hakikaten bayildim bir yerlere not etmeli hatta bir an önce sarkiyi ezberleyim sevdigicem olacak kisiye söylemeliyim :p

hele o ögut yok mu o ögut, su dk dan itibaren özumseyip, buyukten kucuge herkese belletecegim. dat dara dat dara daat :)

)-( Asabi BalıK )-( dedi ki...

Oooo adamın daha ne sözleri var, sapık diyemesem de cinsel dürtüleri çok güçlü heralde. Bu şarkıyı şöyle bayanların yanında falan söylesen tokatı da çantayı da yersin.
Erkeğe yöneltince noolur bilemedim, artık hayalgücüne kalmış. Özgüven de şart tabi :)
*** Dat dara dat dat da ilerde çocuğum olursa onu uyarmak için işaret parmağımı sallarken kullanacağım bir söz olacak sanırım :)))

Bu Blogda Ara